imkansıza mektup … vauvenargues

seni ilk kez metroda gördüm.

başının her tarafına gelişigüzel dağılmış o kumral saçların altında gizlenen ipince bir burnun, ipince bir dudağın ve ipinceden daha ince bir gülümseyişin cinsiyetsiz birleşimiydi o sahip olduğun suret. erkek mi yoksa kız çocuğu mu olduğunu anlayamadım ilk bakışta. hep sonradan anlarım diyerek durmadan bakmaya devam etsem de nafile. kulaklarında bir küpe boynunda bir kolye aradım sürekli. ya da tüysüz bileğinde bir erkek kol saati bulurum dedim hep ama en ufak bir iz yoktu senden. kendini öylesine iyi gizlemiştin ki insanlardan, o kadar güzel sakınıyordun ki ürkek bedenini, onlara verdiğin tek bilgi yaşındı. 12 ya da 13 yaşındaydın ve yanında annen olduğuna emin olduğum bir kadın vardı. annen olduğuna, senin onun tohumundan serpildiğine son derece eminim çünkü o kadının da bir zamanlar senin sahip olduğun parıltıya sahip olduğu ve zamanın bir toz katmanı gibi onun güzelliğinin üzerini örttüğü açıktı. bir püf yapılsaydı bir anda o da senin gibi güzelleşecekti farkındaydım.

o gün sen de beni fark ettin. sen metroya binerken ve oturacak yer bulamayıp ayakta dikildiğinde sana öylesine hipnotize olmuşcasına dalmıştım ki kafanı kaldırıp etrafta neler olduğuna bakman beni saptaman için yeterliydi. onlarca kişi arasından tek bir kişi sana delice bakıyordu. elbette o anda sana nasıl göründüğümü tahmin edebiliyorum haftalardır kesilmemiş saç ve sakalımla. ancak bunun önemi olduğunu hiç düşünmedim. bir paradoksun göbeğindeydim. senin muhteşem görünümünden etkileniyor, ancak görüntünün aramızda hiçbir önemi olmayacağını düşünüyordum. tıpkı yaşım gibi, tıpkı cinsiyetim gibi, tıpkı kim olduğum gibi aramızda hiçbir şey önemli olamazdı. sen imkansızdın benim için. im-kan-sız. anladın mı? buydu sende bulduğum. umutsuzluk. sana dokunamazdım. sübyancı derlerdi. sana el süremezdim, erkeksen oğlancı olurdum. ve en kötüsü sana dokunsam bile kim olduğunu anladıktan sonra cinsiyetini, kim olduğunu, nereden gelip nereden gittiğini anladıktan sonra sıradanlaşır, bir mum parçası gibi eriyip giderdin sen de. annen gibi bir toz parçası üzerine siner, seni söndürürdü.

ve sen… ayrıca sen benim imkansızlıktan sahip olduğum öz çocuğum gibi oldun. (bak bu açıdan da ensest bir ilişki olurdu bu bir infaz gerektiren suç daha!) benim imkansızlıktan olan bir çocuğum daha var, yani senin kardeşin olur o da; yazmak… ben hep en imkansız zamanlarda bir şeyler yazmak istedim. otobüste on kişinin arasında ayaktayken, en kötü rüyamın ortasında ya da tuvaletteyken… en olmadık zamanlarda yazmayı istediğim gibi, seni de en olmadık bir zamanda arzuladım. işte bu yüzden siz kardeşsiniz. sen ve yazmak. şimdi de seni yazmak ile seviştiriyorum.
iki imkansızdan bir umut çıkarabilmek için.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  1. contreras ın travmatik sadakati … (vauvenargues)
  2. kleptoman bir atletin rüyası … vauvenargues
  3. ben ezgi ve alexia … vauvenargues
5 (2 oylar, ortalama: 8,00 içinde 10)



Düşünü-yorum:

yorumlar tamamen küçük harfle yazılmalıdır.
Harita | Tüm Kitap incelemeleri | sinema ve edebiyat | kadro | sözlükte söykü | basında söykü | üye paneli | iletişim

© uludağ sözlük öykü dergisi söykü. Her hakkı saklıdır. sitedeki hiçbir yazı, sahibinden izin alınmadan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.